You are here:

Bademçay Köyü

Resmi Web Sitesi

Köyümüz Hakkında

E-posta Yazdır PDF

BADEMÇAY KÖYÜ TARİHİ

Bademçay Köyünün tarihini Türklerin Anadolu’ya gelmeden önceki dönem ve Türklerin Anadolu’ya gelişinden sonraki dönem diye iki başlık altında inceleyebiliriz. 



ANADOLUNUN FETHİNDEN ÖNCEKİ BÖLGE TARİHİ

Türklerin Anadolu’yu  fethinden önceki dönem bölge tarihiyle açıklanabilir. Bademçay özelinde ise köyün kuzeydoğusunda yer alan,  köye ve çevre köylere hakim bir konumda, bir doğal bir kaleyi andıran Asarın Kaya’nın tepesinde 1970-1980’lerde kaçak kazılarla talan edilen eski çağlara ait olduğu anlaşılan, bugün birçok çukurdan ibaret olarak görülen normal mezarlar ve yine Gavur Mezarları denen sarp kayalara oyulan, odacıklardan oluşan ve yine içi talan edilmiş mezarlardan bugünkü köyün yerleşim alanı olmasa da yakınlarında çok eski yerleşim birimlerinin olduğu anlaşılmaktadır. Yine Asarın  Kaya’nın köye bakan, Köyderesi’nin sularının toplandığı sarp kayalıklarından yağmurlardan sonra oluşan sellerden sonra Köyderesi dere yatağında bazı kişilerce sikkeler bulunduğu söylenmektedir. Yine aynı yerden Akbaşgillerden Lifat Amcanın büyükçe bir küp bulduğu ve evine getirdiği bilinmektedir. Yine komşu Çakıllar Köyünün bir bölgesinde 1970’lerde mezarlar bulunduğu ve bu mezarlardan cam da dahil birçok kapkacak, sikkenin çıkarılıp el altından satıldığı da yine köylüler arasında konuşulmaktadır. Bütün bunlar bölgenin çok eski ve önemli bir yerleşim yeri olduğunun göstergeleridir.İlçemiz olan Yapraklı Belediyesi internet sitesinde kaynağı belirtilmeyen ama resmi ve bilimsel bir çalışmadan alıntı olduğu anlaşılan şu bilgilerden de  (http://www.yaprakli.bel.tr/menu2.php?ik=g8) “Yapraklı ve Köyleri eski bir yerleşim alanı olduğundan tarih yönünden zengindir. Yapraklı'ya 8 km mesafedeki tarihi panayır yeri, Çakırlar, Kıvçak, İkizören, Çevreçik, Gürmeç köylerinde eski tunç çağına ait kaya mezarları, Topuzsaray, Kirliakca, İkizören, Kullar, Bademçay, Davutlar, Yüklü köyleri ise önemli nekropol alanları olup gezilip görülmeye değer yerlerdir.” Bölgedeki bu kalıntıların ve buluntuların çok eski çağlara ait olduklarını, komşu köylerle birlikte Bademçay Köyünün de önemli bir nekropol alanı olduğunu öğreniyoruz. Ne yazık ki bu alanlarla ilgili bugüne kadar bir çalışma yapılıp yapılmadığını, yapılan çalışma varsa da bunlarla ilgili bilgiler yayınlanmadığı için bu yerleşim yerlerinin tarihleri, sakinleri ve kültürleri hakkında  etraflıca bir bilgi edinmemiz şimdilik mümkün değildir. (http://www.yaprakli.bel.tr/menu2.php?ik=g1) sitesindeki “İkizören beldesinde bulunan kubbemsi yapıdaki kaya mezarları Anadolu’daki Sümerler’in ve Frigyalılar’ın mezar yapılarına uygunluk göstermektedir. Ayrıca Topuzsaray ve çevre köylerde bulunan süs eşyaları ve heykellerin Frigyalılar’a ait olduğu tespit edilmiştir.
M.Ö. 323 yıllarında Yapraklı’nın da içerisinde bulunduğu doğusu Kızılırmak, Batısı Filyos ve Bolu Çayları, Kuzeyi Karadeniz, Güneyi Işık, Elden ve Bozkır dağları ile çevrili bölgede Paphlagonya hükümeti kurulmuştur. Daha sonraları Roma İmparatorluğu yönetimine geçen bölge M.S. 395’te imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğu yönetiminde kalmıştır. Ortaçağda Çankırı(Gangırea) ,Bizanslıların Kızılırmak eyaletinin merkezi olarak bir şehir, ordugahtı.” Alıntıda yöre tarihiyle ilgili bize değişik bilgiler vermektedir.Genel bölge tarihlerinde bu bölgede milattan önce 3000 yıllarından beri yerleşim yerlerinin olduğu kaydedilmektedir. Yine kaynaklardan öğrendiğimize göre bu bölge Homeros’un ünlü Paflagonyası, Etiler döneminin önemli yerleşimlerinden biri, Galatlar döneminin hükümet merkezi,Roma ve Bizanslıların önemli beyliklerindenmiş. Bademçay Köyünün tarihi, bağlı olduğu Bucak İkizören (Babsa), bağlı olduğu ilçe olan Yapraklı (Tuht) ve yine bağlı olduğu il olan Çankırı tarihine paralel bir gelişme göstermiştir. Bu doğrultuda Çankırı ile beraber Yapraklı’nın ve İkizören’in dolayısıyla Bademçay Köyünün de Hititlerden bu yana bir yerleşim yeri olarak kullanıldığı ve sırası ile Frigyalılar, Persler, Makedonyalılar, Küçük Paphlagonyalılar ve Romalılar’ın egemenliğine girdiği bilinmektedir.



ANADOLUNUN TÜRKLER TARFINDAN FETHİNDEN SONRAKİ BÖLGE TARİHİ

Bademçay Köyünün Anadolunun Türkler tarafından fethinden sonraki dönemi de daha önceki tarihi dönemde olduğu gibi bölge tarihiyle paraleldir. Çankırı ve çevresi, 1071’deki Malazgirt Zaferinden sonra çok kısa denebilecek bir süre sonra Türklerin egemenliği altına girmeye başladı.Bu dönem ilçemiz Yapraklı Belediyesinin sitesinde şöyle anlatılmaktadır: “Anadolu da yayılmaya başlayan Türk akıncı kuvvetlerinin Malazgirt savaşı sonrası artan etkinlikleri, 1082 yılında Çankırı ilinin Türk hakimiyetine girmesi ile sonuçlanmıştır. 1071 Malazgirt Savaşından sonra Melik Danişment Ahmet Gazi’nin emiri olan Karatekin’e Çankırı ve Kastamonu yöresinin fethi görevi verilmiştir. Bunun üzerine Emir Karatekin ilk defa Aydos dağlarında ordugahını kurup fetih hazırlıklarına başladığında Bizans kuvvetlerinin gelmesiyle kuzeye doğru çekilmiş ve Yapraklı civarında karargah kurmuştur. Böylece Çankırı’dan da önce Eldivan ve Yapraklı çevresinin fethedildiği anlaşılmaktadır. Emir Karatekin’in ölüm yılı olan 1106 yılana kadar Karatekin’in yönetiminde kalan bölge birkaç defa Bizanslılar’ın saldırılarına maruz kalmıştır. Son olarak 1132 yılında Bizanslılar’ın eline geçen bölge 1137 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı II. Mesut tarafından yeniden fethedilmiştir.” “Kommenler zamanında bölge Bizanslılar tarafından tekrar ele geçirilmiştir.Türkler Kastamonu ve çevresini, Anadolu Selçuklu ümerasından Hüsameddin Çoban komutasında 1213 tarihine doğru tekrar ele geçirmişler ve burada XIV. Yüzyılın başlarına kadar  devam etmiş olan Çobanoğulları Beyliğini kurmuşlardır.Selçuklu Devletinin yıkılması sırasında Kastamonu’nun batısındaki Eflani bölgesinde yerleşmiş olan Candaroğullarından Süleyman Paşa bin Şemseddin Candarı Son Çobanoğlu hükümdarı Mahmut Beyi öldürerek Kastamonuyu ele geçirdi (1359) ve Candaroğlu Beyliğini kurdular.” ( Prof. Dr. Yaşar Yücel’in XII-XV. Yüzyıl Kuzeybatı Anadolu Tarihi, Çobanoğulları-Çandaroğulları. TTK Yayınları, Ankara 1980. )  “1402 yılında Yıldırım Beyazıt’ın Timur’a yenilmesiyle bu bölge Candaroğullarının topraklarına katılmıştır. Candaroğullarının Beyi İsfendiyar Bey’in Tosya, Tuht (Yapraklı), Keskin ve Kalecik’i içine alan bölgeyi oğlu Kasım Bey’e vermesiyle Kasım Bey bu bölgede küçük bir beylik kurdu. Daha sonra Kasım Bey’in Çelebi Mehmet’in himayesine girmesiyle merkezi Çankırı olan bu beylik 1417 yılından itibaren Osman himayesinde yönetilmeye başladı. Kasım Beyin 1464’te ölümü ile Çankırı, Osmanlı yönetim düzeninde Anadolu Eyaletine bağlı bir sancak merkezi oldu. Cumhuriyet dönemine kadar Osman Yönetiminde devam eden Yapraklı başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber kaynaklardan edinilen bilgiye göre Osmanlının sonuna kadar kaza merkezi olarak yönetildi. Ayrıca Ali GÖKMEN’in Yüksek Lisans tezinden alınan bilgiye göre Tuht Kaymakamlığının kaza işleri Kangırı Mahkemesinde görülmekte idi. Yine aynı kaynağa göre Çankırı sancağı miladi 1803-1808 tarihleri arasında 17 kazaya sahipti. Bu kazalar Kangırı, Tosya, Tuht(Yapraklı), Çerkeş, Kargı, Buvara, Karıpazarı, Milan, Koçhisar, Kalecik, Şabanözü, Kurupınarı, Eğin, Boğaz, Kurşunlu ve Karacaviran idi.Cumhuriyetten sonra Çankırı’nın müstakil bir vilayet olmasıyla Yapraklı Çankırı'ya bağlı bir nahiye haline gelmiştir. Belediye Teşkilatı 1930 tarih ve 1850 sayılı belediyeler kanununun yürürlüğe girmesiyle lağvedilmiştir. Daha sonra 1955 yılında Belediye Teşkilatı yeniden kurulmuştur ve nihayet 3 yıl sonra Yapraklı yeniden İlçe merkezi olmuştur.”  (http://www.yaprakli.bel.tr/menu2.php?ik=g1) 



BADEMÇAY KÖYÜ TARİHİ

Bölge tarihinden  özele, Bademçay köyü tarihine gelince, Bademçay köyünün çevre köylerle birlikte geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Köyümüzün adının geçtiği, şimdilik bilinen en eski yazılı belge bir dönem Çankırı ve çevresini yönetimi altında bulunduran, mezarı Çankırı merkezdeki İmaret Camii haziresinde bulunan   Candaroğlu İsfendiyar Beyin oğlu Kasım Beyin 27 Nisan 1430 (3 Şaban 833)[1] tarihli vakfiyesidir. Vakfiyenin Türkçe tercümesinin açıklayıcı ilk paragrafında şöyle denmektedir “593 numaralı defterin 247. sahife 195.sırada mukayyed Melik Kasım ibni Melik İsfendiyar vakfına aid 3 Şaban 633(?) tarihli Arapça vakiyenin ayet, hadis ve dua cümleleri hariç tercümesidir.” Bu vakfiyede anılan vakıf, vakıf senedinde şöyle geçmektedir: “Emiri muazzam Hatiri müfahham, hayrat kaynağı, meberrat madeni, din ve dünyanın kıvamı, İslam ve Müslimlerin istinadgahı zuafa ve fukaranın inayetkarı, Rabbilaleminin inayetile kuşatılmış bulunan Melik Kasım ibnil emeril kebir melik İsfendiyara Cenab-ı Hak tevfikını refik edüp insan yediğini tüketdiğini ve yedirdiğini baki olduğunu ve giydiği eskidiğini ve tasadduk ettiği şey bir hasene’i cariye olduğunu  ve hasenelerin seyyieleri mahv edeceğini ve vakıf halis sadakatı cariyeden olup faideleri baka ve hayatda müteceddit varidatı fena ve mematdan sonra müteaddid bulunduğunu bilince  ( bu babda şeref varid olan bir hadisi şerif vakfiyede yazılıdır) Mahrusa’i (Kengırı)Ankara haricinde  Saray Yeri namile maruf mevzide bina ve inşa ettiğişöhretine binaen tahdidden müstağni imareti şerife ve zaviye’i latifeyi; arkasında  kendine mutassıl bahçe ile birlikte erbabı ihsanın umduğu sevabe rağbet ederek ve ehli müsavinin korktuğu ikabdan kaçarak ve (vakfiyede yazılı ayeti kerimenin beyanı vechile) Cenab-ı Hakk’ın anı darı ebrar olan cennetinin ortasında barındırmasının ve şiddeti narı andan men etmesini dileyerek niyyeti sadıka ve akide’i halısa  ve azimeti safiye ile vakıf ve habis edüp kendisile tasadduka ve halka atiyye ve ihsana hazırlık olmağa Salih olan bir takım çiftlikler ve akarlar ve karyeler ve binaları bu imaretin mesalihine vakfetti.”  Bu vakfedilen eserler konusunda Hakkı Duran Şu bilgileri vermektedir:“ İMÂRET’İN TARİHİCandaroğlu Kasım Bey tarafından inşa olunan imâretin vakfiyesi 3 Şaban 833 (27 Nisan 1430) tarihini taşımaktadır. Kasım Bey’in, Çelebi Mehmed tarafından Çankırı sancakbeyliğine 1416-1417 tarihinde tayin olunduğu göz önüne alınırsa bu tarihten en az 10 sene sonra imâretin inşasına başladığı ortaya çıkmaktadır. İmaretin hangi bölümlerden meydana geldiği açıkça belirtilmemesine rağmen hizmetlilere bakıldığında zâviye, mescid, fırın, aşhane, kiler ve ahırdan meydana geldiği anlaşılmaktadır. Ayrıca görevlilerin kalabileceği odaların bulunduğu da düşünülebilir.Kasım Bey, imâretinin tevliyetini(mütevelliliğini) sulbî(zürriyetinden) oğlu Emirze Bey namıyla meşhur İskender’e bırakmıştır. İmarette her gün iki öğün yemek pişirilmesini, şayet varidat yetmezse günde bir kere yemek pişirilmesini ve yemeklerin imarette hazır bulunanlara, miskinlere, fukaraya, sülehâya ve misafirlere ikrâm olunmasını şart koşmuştur. Ramazan gecelerinde, bayramlarda, mübarek gecelerde ve Cuma’larda yemeklere ek olarak tatlı ve mevsim meyvelerinden ikram olunacaktır.”  İşte bu imareti şerife ve zaviye’i latifenin giderlerini karşılamak üzere Bademçay’ın da içinde bulunduğu, bugün Yapraklı (ÇANKIRI), Tosya (KASTAMONU) ve Kargı (ÇORUM)’ya  bağlı birçok köy buraya vakfedilir. Vakıf senedinde bu vakfedilen yerler şöyle verilmektedir: “…Ve Ankara’da kain ve şöhretine binaen  tahdidden müstağni Ahi kırı nam karyenin tamamı ve Çankırı’da kain Çağabeyi ve Satıyüzünamlarında şöhretlerine binaen tahdidden müstağni iki karye ve Ankara’da kain ve şöhretine mebni tahdidden müstağni Yaprakseki nam karyenin tamamı ve Kangırı Ankara’da kain şöhretine binaen  tahdidden müstağni Akseki nam karyenin tamamı mezkur divan cümlesindendir ve bir takım karyeleri ve mezraları müştemil Gülmeşti divanının tamamı mezkur vakıf cümlesindendir.Çankırı Yapraklı Ankara’da kain ve şöhretine binen tahdidden müstağni (İkizörende) Bademçayı nam karyenin tamamı ve Ankara’da kain ve şöhretine mebni tahdidden müstağni Çakırlar nam karyenin ve Kangırı'da kain ve şöhretine binaen tahdidden  müstağni Davudlar nam karyenin tamamı ve Kangırı’da kain ve şöhretine binaen tahdidden müstağni Yaka köy nam karyenin tamamı ve Ankara’da kain ahali arasındaki şöhretine binaen tahdidden müstağniÇiftçiler nam karyenin ve Ankara’da kain tahdidden müstağni Sarıkaya nam karyenin  tamamı ve Ankara’da kain tahdidden müstağni Gökçeözü nam karyenin tamamı  ve Ankara’da kain ahali arasındaki şöhretine binaen tahdidden müstağniKaragöbek (Çakıllarla birleşen Karaköçek köyü olabilir mi?! ) nam karyenin tamamı ve Ankara’da kain ahali indinde şöhretine binaen tahdidden müstağniTilki Şehir nam karyenin tamamı ve Anakara’da kain şöhretine binaen tahdidden müstağni Pazar nam karyenin tamamı ve Ankara’da kain ahali indinde şöhretine binaen tahdidden müstağni Çukurviran nam karyenin tamamı ve Anakara’da kain yekdiğere mutassıl ve ahali indinde şöhretine binaen tahdidden müstağni Doğduve Kızılsin nam iki köyün tamamları ve Ankara'da kain ve şçhretine binaen tahdidden müstağni ve Ankara'da tedrise meşrut olan Denği nam köyün tamamı ve Ankara’da kain ahali indinde şöhretine binaen tahdidden müstağni Tilki şehrikasabasının tevabi ve kaffe'i levahikı ile birlikte tamamı ve Ankara’da kain ahali indinde şöhretine mebni tahdidden müstağni Ekincik nam köyün tamamı veKargu nahiyesinde kain tahdidden müstağni  Öküz karyesi namında ve TürkçeÇeltik tabir olunan Yazu Kilisa karyesinin cümle hudud ve dahil ve hariç kaffe'i hukuku ile birlikte tamamı ve Ankara'da kain türbeye mevkuf ahalice şöhretine binaen tahdidden müstağni Kay ve Peltik nam iki köyün tamamı ve Ankara’da kain ahalice şöhretine binaen tahdidden müstağni Balışeyh nam köyün tamamı ve Ankara’da kain ahali indinde şöhretine binaen tahdidden müstağni Hızırseyidinamındaki karyenin tamamı mezkur divan cümlesindendir. … tamam mezkur vakıf cümlesindendir.Mumaileyh vakıf zikrolunan mevkufatı kaffe'i hukuk ve teraik ve merafik ve arazisi ve meraları ve mekanları ve kuyuları ve çayları ve rüsumları, dağları ve dağ araları tepeleri ve engin yerleri ve dereleri ve tarafları ve su yolları sulak ve kıraç yerleri tevabi ve vücuh ve esbabın sonuna kadar dahil ve hariç ve mutassıl ve münfasıl cümle hakları ile birlikte - garin milkleri ve başka hayırlar sebiller gibi şu vakıfta dahil olmayanlar müstesna olarak - zevabatını cami' şeraitini havi ve mevani'en hali ve kavatıdan ari bir vakfı sahihi şer'i lazımı mübremi muhkem ve habsi sarihi mer'i  muhalled ile vakfeyledi....” Bu belgenin tarihine göre beş yüz yetmiş yedi yıldan fazla bir geçmişe sahip olan Bademçay köyümüz buradan da anlaşıldığı gibi çevre köylerle birlikte çok eski vakıf köylerindendir. Bu belgenin yanı sıra köyümüzle ilgili çeşitli kaynaklarda bu eskiliğine  ve çevre köyler içindeki konumuna vurgu yapan bilgiler de verilmektedir. “Muhitte en eski yerleşim yeri olarak kabul edilen Kıvçak ve Bademçay köylerinin ilk kurulduğu dönemlerde diğer yerleşim birimlerinin yayla olduğu söylenmektedir.” (http://www.yaprakli.gov.tr/menu.php?mk=y2) Bademçay köyünün idari olarak bağlı olduğu merkezlerin  bu uzun tarihi devir içinde dönem dönem değiştiği anlaşılmaktadır. Kasım Beyin vakfiyesinden Çankırı’nın ve köyümüzün çevre köylerle birlikte o yüzyılda Ankara’ya (?) bağlı olduğu, daha sonraki dönemlerde Çankırı’nın Ankara’dan ayrılmasıyla bu bağlılığın sona erdiği anlaşılıyor. (Sayın Hakkı DURAN cansaati.org sitesindeki bir yazısında bu belgede geçen Ankara adının Çankırı olarak düzeltildiği bilgisini vermiştir.) Köyümüzün bazı çevre köylerle birlikte alt birim olarak  beylikler devrinde ve Osmanlı döneminde uzun zaman Çankırı’ya bağlı kalan daha sonra komşu il Kastamonu’nun ilçesi olan Tosya’ya bağlı olduğu, eski nüfus kütüklerinin burada olmasından anlaşılıyor. Yaşlılarımız köyümüzün o dönemde nahiye olduğunu, nahiye müdürünün Serdar olduğunu (Bugünkü Serdargil sülalesi bu kişinin torunları olmaktadır. ) bağlı dört azasının olduğunu, bu azaların Ünür köyünden Atmacaoğlu, Yukarıöz (Yukarı Baydiğin) köyünden Boyacıoğlu, Tatlıpınar (Şıh Osman) köyünden Zaimoğlu olduğunu,  o zamanlar köyün Tosya>Çankırı ve Çankırının da bağlı olduğu Kastamonu eyaletine bağlı olduğunu söylüyorlar. Adı geçen Serdar köyde bilinmekte ve evinin altında suçluların kapatıldığı bir zindan olduğu da hala anlatıla gelmektedir. Çankırı hakkında iki değerli eser yazmış olan Tayip Başer, Çankırı’ya bağlı bütün köyler hakkında özet bilgiler verdiği 1956 yılında basılan Dünkü ve Bugünkü Çankırı adlı eserinin 114. sayfasında köyümüze de yer vermiştir. Bu eserdeki “Bu köy evvelce kadılık merkezi imiş.” [2]  cümlesinden eskiden köyümüzün kadılık merkezi olduğunu öğreniyoruz. İlköğretim müfettişi olduğu için işi gereği köyleri dolaşan Başer, bu bilgilerin önemli bir kısmını gözlemlerine dayanarak yazmıştır.Köyümüzün kadılık merkezi olduğu bilgisini imiş şeklinde verdiğine göre büyük ihtimalle yazılı bir kaynağa değil bir duyuma dayandırmaktadır bu bilgiyi. Çankırılı araştırmacı yazar Bahattin Ayhan da "Osmanlı İmparatorluğu döneminde kadılık merkezi olan köyümüzün, sonraları bu özelliğini kaybettiğini eserlerinde yazmaktadır. İnternet üzerinden ulaştığım sayın Bahattin Ayhan bu bilgiye Genelkurmay arşivinde yaptığı araştırmalar sırasında ulaştığını ama kaynağını hatırlayamadığı cevabını yazdı. (Bu bilgilerhttp://www.yaprakli.gov.tr/menu.php?mk=y2 internet adresinde de yer almaktadır.)   Daha sonraki yıllarda belki de Tosya ilçesinin Kastamonu'ya bağlanmasının ardından Çankırı merkeze bağlanmıştır. Köyümüz ve çevre köyler 1958 yılında Yapraklının ilçe olmasıyla buraya bağlanmıştır.Tossa'ya bağlılığına dair bir başka delil de köyümüzde haftanın günlerinden ikisinin Tossa Yolu ve Tossa Bazarı olarak geçmesidir. Bu adlandırma bir zamanlar köyümüzün Tossa (Tosya) yla ne kadar içli dışlı olduğunu göstermesi açısından da önemlidir. Köyün çevre köylere göre ortada olması, ayağının düz olması, ulaşımının kolaylığı ve belki de çok eski bir köy olmasından dolayı Bademçay köyünün resmi makamlar tarafından her dönemde merkez köy olarak kabul edildiğini devlet yatırımlarının ve kurumlarının burada açılmasından anlıyoruz.. Bütün bu bilgilerin yanı sıra cumhuriyet döneminde de bu durumun devam ettiği, çevre köylerin ortak kullanımına sunulan sağlık evinin (sonradan daha iyi imkanlarla sağlık ocağına dönüştürüldü), ilkokulun köyümüze yaptırılması da bu eskiden beri gelen bir uygulamanın ve anlayışın varlığının kanıtlarıdır.

Amcam Mehmet ÇİĞDEM'in anlattıklarına göre köyümüzün ilk yerleşim yeri günümüzde Bayamçay Düzü olarak bilinen alanmış. Daha sonra niçin ve ne zaman olduğu bilinmemekle birlikte yine günümüzde Köyyeri olarak bilinen yere göçmüş ve daha sonrada bugünkü yerine taşınmış.
Bunların dışında özellikle tahrir defterlerinde, şeriye sicillerinde ve başka resmi evraklar üzerinde yapılacak bilimsel çalışmalarla Beylikler ve Osmanlı dönemi köyümüz tarihiyle ilgili birçok bilinmeyenlerin de gün yüzüne çıkacağı şüphesizdir.

BADEMÇAY KÖYÜNÜN ADI

Bademçay Köyünün adının geçtiği,  şu anda bilinen en eski belge, 1430 tarihli bir vakfiye senedidir. Candaroğulları beylerinden İsfendiyar Beyin oğlu Çankırı Sancak Beyi Melik Kasım Bin Melik İsfendiyar’ın milâdî 27 Nisan 1430,  hicrî 03 Şaban 833 tarihli Saray Köyünde inşa ettirdiği imaret ve zaviyeye yaptığı vakfın vakfiyesinde, gelirlerini akar olarak vakfettiği köylerin içinde çevre köylerle birlikte Bademçay köyünün adı da geçmektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü 593 numaralı defterin 247. sayfasında 195. sırasında kayıtlı bu vakfiyenin Arapça’dan tercümesinde köyün adı Bademçay olarak geçmektedir. (Orijinal metindeki köy adının yazılışının kontrol edilmesi gerekir, metinde yer adaları konusunda bir takım şüpheli durum söz konusudur. Bucağımız Babsa'nın daha yeni sayılabilecek bir dönemde yeni adı olan İkizören'in yer almış olması olması gibi.) Köyün adı, yazılı belgelerde az farklarla da olsa Bademçay, Bademçay Köyü, Badem çay, Bademçayı biçiminde geçmektedir. Köyün resmî belgelerde geçen yazılışlarının dışında  hem Bademçay köyünün halkı tarafından hem de çevre köylerin halkı tarafından köyümüz Bayamçay, Bayamçayı olarak söylenmektedir ve bilinmektedir.

Resmî belgelerde geçen Badem ve çay yapılarından oluşan Bademçay birleşik adını oluşturan ilk ad olan badem kelimesini ünlü Türkologlarımızdan dilci Prof. Dr. Hasan Eren Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü adlı eserinde  şöyle açıklamaktadır: “ badem ‘yurdumuzda yetişen bir ağaç (Amygdalus communis)’. Kıbrıs ağzında padem biçimi kullanılır. Yerel ağızlarda payam olarak da geçer. ~ Türkmence bâdam. –Kırgızca badam. – Nogayca badam. – Karakalpakça badam. – Kazakça badam. Sartça badam. –TatK badam. Eski Kıpçakçada bayamolarak geçer.  Kıpçakçada –d-lerin –y-‘ye çevrildiğini biliyoruz.Yabancı dillerden kalma alıntılarda bile –d- < -y- değişmesine tanık oluyoruz. O açıdan Farsça bâdam’daki –d-‘nin Kıpçakçada –y-‘ye çevrilmesi normaldir. Kıpçakçada olduğu gibi, Oğuzcada da –d-‘nin –y-‘ye çevrildiğini biliyoruz. Buna göre Anadolu ağızlarında gördüğümüz payam biçimi de –d-> -y- gelişmesi sonunda ortaya çıkmış normal bir biçimdir. Bu biçimin Türkçede eski bir geçmişe çıktığı anlaşılıyor. Buna karşılık badem biçiminin -d- > -y- olayının sona ermesinden sonra alındığı açıklık kazanıyor. Başka bir deyişle, payam yanında badem daha yeni bir alıntıdır.”  Yapının ikinci parçası olan çay kelimesi ise Türkçe olup, dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu demektir. Bademçay adı, bir Farsça ve bir Türkçe kelimeden oluşan Bademçay birleşik adında olduğu gibi köy halkının ve çevre köylerin haklı tarafından söylenen biçimi olan Bayamçay da yapılarına ayrıldığında aynı anlamlara gelmektedir. Bayam sözcüğü yöremizde badem sözcüğünün yerine kullanılmaktadır. Badem sözcüğü ise hiç kullanılmamaktadır. Badem sözcüğü diğer Türk lehçelerinde ve dillerinde olduğu gibi Türkiye Türkçesinin kimi ağızlarında da bayam, payam olarak kullanılmaktadır.

Badem sözcüğü Türkiye’nin birçok bölgesinde de tek başına veya birleşik yapılar olarak yer adları olarak geçmektedir. Sinop ilimizin Boyabat ilçesine bağlı Bayamca köyü, Denizli ilimizin Acıpayam ilçesi, …..Bademli, Badem… buna örnektir. Yer adlarında geçen badem kelimesinin yerel ağızlardaki durumlarına da bakmak gerek. Anadolunun çoğu yerinde badem kelimesinin bayam olarak kullanıldığını tahmin ediyorum. Mesela Sıvaslı bir hocamız kendi yörelerinde de bayam biçiminin kullanıldığını söyledi. Çay adı ise yörede standart Türkçe’deki anlamıyla dereden büyük akarsu anlamıyla kullanılmaktadır.

Köyümüze Bayamçay adının, bugün çok az kalan eskiden daha çok olduğu sanılan yerleşim yerindeki çayın çevresindeki badem ağaçlarından dolayı verildiği söylenmekte ve bu durum Yapraklı Kaymakamlığı tarafından bir grup araştırmacıya yaptırılan Yapraklı köyleri alan araştırması sonucu elde edilen  ve bir kitap halinde yayımlanan ve daha sonra Yapraklı Kaymakamlık internet sitesinde Köylerimiz başlığı altında verilen bilgilerde de tekrarlanmaktadır. Buna göre Bademçayı kullanımında da bu durum daha iyi görülmekle birlikte köyün, kenarına yerleştiği, engebeli arazinin arasında irili ufaklı çaylardan en büyüğü olan Hebil’den doğup Yukarı köyün içinden geçen ve zamanında çevresinde badem ağaçlarının olmasından dolayı adını bu özelliğinden aldığı ilk akla gelen ve mantıklı gibi görünen ve halk etimolojisine dayanan açıklamaya karşın (Halk etimolojisi  genelde bizlere doğru bilgi vermez. Gördüğünü, o anki durumu ve anlayabildiğini kendince açıklamaya çalışan ve bilimsel güvenilirliği çok az olan bilgilerdir.) 2008 yılının Ağustos ayında amcam Mehmet Çiğdem köyümüzün ilk yerleşiminin Bayamçay Düzü olduğunu daha sonradan günümüzde Köyyeri olarak bilinen yere taşındığını ve en sonunda da bugünkü yerine göçtüğü bilgisini vermiştir. Bu bilgiler de yukarıdaki halk etimolojisinin doğruluk payını epey azaltmaktadır. Hakkı Duran'ın, sitemizde de yayımlanan Bademçay Köyü Hakkında Bazı Notlar adlı yazısının Köyün İsmi başlığı altında çok daha ilginç ve tarihi derinliği, bilimsel yönü olan ve belki de köy halkının geldiği coğrafyaya ışık tutacak bilimsel güvenirliği olan bir bilgiye işaret etmektedir. Duran bu yazısında şu bilgileri vermektedir: "Faruk Sümer’in Oğuzlar adlı meşhur kitabında, “Oğuzlar’ın Dağları” diye bir bölüm var. Bu dağlardan en meşhuru Karacuk dağıdır ki, Ahmet Yesevi’nin memleketi Sayram yakınlarındadır. Salur Kazan Beğ’in sürüsüne bakan çobanın adı daKaracuk’dur.             Sümer, Karacuk(Kara-dağ) dan başka Kazgurt adlı dağın da Oğuzlar’ın ünlü dağlarından olduğunu tespit etmiş. Kazgurt, Karacuk dağ silsilesinin en doğu kısmında bulunmaktadır.Şecere-i Terâkime’de[2]  Kazgurt adlı bir dağın da Oğuzların ünlü dağlarından biri olduğu görülüyor.  Timurlular devri şairlerinden Devlet-Şah(ö.15.yüzyıl sonları) Karakoyunlu hükümdarı İskender Beğ’den söz ederken şunları yazıyor. “İskender’in nesebine gelince O, Kara Yusuf’un, Kara Yusuf da Kara Muhammed’in oğludur. Bunların asılları Türkistan’ın uzak bir yerindeki Gazkurd dağları olup eski zamanlarda Azerbaycan ve Bitlis bölgelerine gelmişlerdir.”            Bu Kazgurt dağı nerde bulunuyor? Şecere-i Terâkime’de dağla birlikte geçen Sayram, eski İsfîcab şehrinin adı olup, Sir-Derya’ya yakın bir yerde, Arîs veya Badam çayının kıyısında bulunmaktadır. Buna göre Kazgurt, İsfîcab(Sayram)’ın kuzeybatısındaki dağın adıdır ki, Karacuk veya Kara-Tav’ın en doğu kısmıdır.”[3]Türkistan’daki Badam Çayı ile bizim Yapraklı’daki Badem çayı arasında bir ilişki olması mümkündür.          Bahsedilen bölge Oğuzlar’ın öz yurdu ve Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî’nin memleketidir ki, Badem Çayı isminin oradan taşınmış olma ihtimali yüksektir. Orta Asya’dan kültürel değerlerimizle birlikte bir kısım yer adlarını da taşıdığımız bir gerçektir."

Burada alıntılanan, günümüzde Batı  Kazakistan'da  bulunana Aris ve Badamçayı adlarının alanda ve diğer tarihi kaynaklardan daha ayrıntılı bir biçimde tahkik edilmesi bizleri daha kesin sonuçlara ulaştırabilir. Fakat çevre köyler ve köy halkının Bayamçay adlandırmasıyla ilgili kaynaktaki Badamçay adı arasında d > y ses değişikliği bize küçük  gibi görünse de aslında önemli bir farklılığa da işaret etme ihtimali bir hayli fazladır. Çünkü bir halk özelliği olan böyle adları kolay kolay değiştirmez. Yazılı kaynaklarda ve resmiyette Bademçay şeklinde kayıtlı olmasına rağmen hala çevre köylerimizde ve köy halkı tarafından Bayamçay şekli kullanılıyorsa yüzyıllar önce de bu kullanımın Badamçay olma ihtimali az gibi görülüyor. Buna rağmen yine de bu bilgi de önemli bir veridir. Bayamçay kelimesi yine köyümüzle komşu köyümüz Kullar arasında köyümüze ait bir bölgenin yer adı olarak hem de iki defa geçmektedir. Bu yer adları Böyük Bayamçay Düzü ve Güçcük Bayamçay Düzü'dür. Bademçayı/Bayamçayı adı yer adı olarak köyümüzün en yakın komşusu olan  Çakıllar (Remiyette yanlış biçimi olan Çakırlar  kullanılmaktadır. Çünkü Çakıllar eski bir Türk boy adımızdır. Maalesef kayıtlarda köyün önünden geçen çayın adı köyün adı olarak, köyün adı da çayın adı olarak geçmektedir.) Köyünde bir derenin ve çevresinin adı olarak Bademçay Deresi/ Bayamçay Deresi olarak da kullanılmaktadır. www.yaprakli.bel.org .)

Türk coğrafyasında Bayam/Bayamçay kelimesinin yer adı olarak yalnız köyümüzün adında, Sinop ilinin Boyabat ilçesine bağlı Bayamca köyünün adında, köyümüzün ilk yerleştiği yerin adınve komşu Çakıllar köyünde yine bir dere adı olarak kullanılması  da ilginç bir durumdur. Yine Denizli ilimizin Acıpayam ilçesinin adındaki p>b değişikliğiyle payam kelimesini de göz önünde bulundurarak Türk coğrafyasında badem adı taşıyan yer adlarının gerçekten badem olup olmadıklarını araştırmak gerekliliği bu durumda ortaya çıkmaktadır. Badem kelimesi standart Türkçe'de kullanıldığı için  yer adlarının cumhuriyetten sonra resmi yazımında bu kelime tercih edilmiş olabilir mi acaba?   Bayam kelimesini yazıp genel ağda aradığımızda ülkemizin farklı yerlerinde soyadı olarak da alındığını görüyoruz. Yine genel ağ ortamında bazı dillerde farklı bitkilerin adı olduğunu da görmekteyiz.

 

On this page

Site İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün27
mod_vvisit_counterDün18
mod_vvisit_counterBu Hafta155
mod_vvisit_counterGeçen Hafta149
mod_vvisit_counterBu Ay417
mod_vvisit_counterGeçen Ay807
mod_vvisit_counterTümü5978

Bu sayfayı Facebook'da Paylaş

DUYURU:

"Bademçay Köyümüzün 2011 yılı şenlikleri yapılmıştır. Şenlik Ağası Sayın Osman AKBAŞ olmuştur. Kendisine Köylülerimiz adına teşekkür ederiz. DERNEK YÖNETİMİ."

Gazete Oku